Ephesus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ephesus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2024 Cuma

Gökçen//Loresima Kitap Yorumu^

Selamlar^^
Bu yorumu yapmaya o kadar geç kaldım ki, sıcak sıcak yapılan yorumun yerini bir hafta sonra yapılan yroum tutmuyor ne yazık ki ama inşallah istediğim gibi bir yorum yapabilirim. :)
Ramazan içinde instagram hesabımda anket yapmıştım, dört kitap arasından biri seçilecek, bende alıp okuyacaktım. İşte Gökçen o kitap. Okuyan herkesin sevdiği ama asker kitabı olduğu için dram falan olur diye korktuğum bir kitaptı. Sonra yok abla, kardeş, Esra öyle değil, çok komik kesinlikle al denildiği için aldım ve çok çok sevdim iyi mi. :D Tamam hoşlanmadığım şeyler oldu ama geri plana attığımız zaman çokta üstünde durmuyorum. :)



Babaları asker olduğu için aynı lojmanda büyümüş Murathan ve Gökçen’in kendilerine kurdukları dünyada başka kimseye yer yoktu. Burada sadece Pamuk ve Kepçük vardı. Bir anda aldıkları acı bir haberle kurdukları bu dünya yerle bir olurken kendilerini hiç bilmedikleri hayatlarda bulmaları o an için her şeyin sonu gibi görünüyordu.
Aradan geçen yirmi yılın sonunda aynı şehirde Gökçen, doktor; Murathan ise özel kuvvetler askeri olmuştu. Karşılaştıkları an aslında hiçbir şeyin mazide yitip gitmediğini anlayacaklardı. Anılar, pençelerini toprağa en şiddetli şekilde geçirerek gömüldükleri yerden çıkmak için çırpınıyordu.

Gökçen okuldan mezun olup, mesleğini eline aldıktan sonra doğu görevini yapmak için başvurur ve hiç gitmediği, gidilmediği ve gidilsede zor şartların olduğu bir ilçeye kabul edilir.
Eski anıları maziye gömdüğü için hayatına bir şekilde devam eden Gökçen gittiği yerde eski bir arkadaşla karşılaşınca ister istemez eski anıları hatırlar.
Gökçen aşırı garip bir karakterdi, ilk olarak bazı hareketleri, hatta çoğu hareketi altı yaşındaymış gibi davranıyor. O yüzden sevdim diyemem, haa sevmedim de diyemem sadece bu tarz karakterleri sevemiyorum, çocuk gibi davranan karakterleri. :D Umarım devam kitaplarda az da olsa kendine gelir, aza bile razıyım. :D
Ama bazı yerlerde çok komikti, zaten kitapta komik olmayan karakter var mıydı ki ya :D


Babasının şehit haberinden sonra hayatı değişen Murathan babasına verdiği sözden sonra asker olmuş, kendini vatanını korumaya adamıştır.
Yıllardır aklına dahi gelmeyen geçmişten biri geldiğinden ise anıları tozlu raflardan alıp, geçmişe gitmeye başlamıştır.
Murathan bildiğimiz asker işte, komutan. Zaten komutan dedik mi sert, sözünün üstüne söz söylenmeyen kişi. Sevdim kendisini, zaten böyle sert karakterleri severim, bir de sözünü cuk oturtuyor yaaa helal olsun dedim okurken. :D Tim’i çok komik mesela, onlara laf yetiştirmesi ise asıl olay. :D
Gökçen’e karşı olan sabrına hayran kaldım, uğraşılmaz onunla cidden ama işte aşk bu yaaa dayanılıyor.
Spoiler değil bu, zaten baştan anlıyoruz yani.
Ama Gökçen ile adam akıllı diyalog kurmamasına sinir oluyorum, konuşsa kızla her şeyi anlayacak ama Murathan zoru oynuyor sürekli, haklı olarak Gökçen’e çıldırıyor. :D
Onun dışında Gökçen’in yaptıklarının bir şekilde karşılığını vermesi harikaydı harikaaa :D
Bir de kıskanç Murathan çok tatlııııı

Kitapta çok fazla karakter var ama özellikle üstünde durdukları karakterler çok az.
Hepsini, daha doğrusu Tim’i çok sevdim.
Timur, Hasan, Aybüke, Süleyman, Zülfükar, Barbaros, Alican, Emek…
Hepsi olay. :D
Ama ne kadar züppe olsa da en çok güldüğüm, sevdiğim Zülfükar oldu. Onundan hikayesi olacak kitapta belli ama nasıl acaba.
Süleyman’a üzüldüm yaa ama onunda hikayesi bambaşka olacak gibi. Ama kim olacak onu söyleyemiyoruz maalesef. :D
Gökçen’in arkadaşlarıda çok iyiydi, Ayşenur’a bayıldım mesela. Bilge ise… Bu kız anlatılmaz okunur asdfghjkl
Duru’da var, tam Gökçen ama Gökçen şansına münhasır olduğundan kimse onu geçemez.
Bazı karakterlerin, bazı şeyleri şak diye anlamasını takdir ediyorum. Son kısma hitaben. :D
Hani birilerinin ısrarla ismini yanlış! söylediği kişi :D

Sadece ana karakterlerimiz olsaydı kitapta sıkardı ne yazık ki, yani şöyle ki aralarındaki o çekişme beni boğardı. Cidden sıkılıyorum ben bu tarz çiftlerin sürekli kavga ve anlaşamama hallerinden. Ama burada yan karakterinlerin olması, saçma intikamlar alınması çok komikti. Kitabı sevdirende buydu zaten. :D
Mesela telefon zil sesi mevzusu, Barbaros’un arabası, ameli mezhep olayı falan cidden kitaba renk katmıştı. :D
Bu yüzden okurken çok eğlendim. Tabii çok kızdığım yerler oldu, mesela vatan hainlerinin geçtiği yerlerde kan beynime sıçrıyordu resmen. Bu tarz şeylerin gerçekten de olması can sıkıcı ve üzücü.
Yazar bu konuda da iyi ve büyük ihtimal devam kitaplarda üzüleceğimiz yerler olacak, bu tarz kitaplarda kesinlikle olur. Olsun, bu hikayeyi, karakterleri okumak güzeldi. :)
Bir de ilk bölümlerin başlangıcında sürekli çocukluk anılarına gittiler, ben geçmişe giden kitapları çok sevmem. Yani bir Sarah Jio tarzı değilse sevmiyorum. Burada da okurken sıkıldığım yerler oldu ama bazı yerlere kalbimi bıraktım yaaa. ;(


Bu tarz seviyorsanız öneririm ama ben ne kadar komik olursa olsun argo içeren kitapları sevmiyorum diyorsanız sizlik değil, sakince elinizden bırakabilirsiniz. :)
Çünkü kız-erkek fark etmez argo bol bol var.
Ama yine diyorum öyle olması gereken yerlere koymuş ki yazar gülmeden edemiyorsunuz. :D
Komik, en çokta askerlerin kendi aralarında geçen konuşmarsa geçmesi daha komik. :D
Bu ve sürekli bir kavga halinde olan çiftimiz olmasaydı beş üstünden beş puan verirdim, umarım devam kitaplarda bu kadar olmazda tam puanı kapar. :D




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^



Kaç yıldır buradaydı? Yıllardır... Uzun yıllardır... Lakin söz konusu vatansa ömrün lafı olmaz.


*****

Hafıza ağır bir yüktü. İstediğin şeyi unuturdu. İstemediğin şeyi ise her bir detayıyla zihnine kazıdıkça kazırdı.


*****

Ayrılığı en iyi biz bilirdik. Tek bir gecede hayatları değişen, Kepçük ve Pamuk iken Murathan ve Gökçen olmak zorunda kalan biz.


*****

"Benim de neslim tükeniyor be Pamuk," dedi aşırı yılmış bir sesle.
"Ne olur, üzümler için gösterdiğin hassasiyeti bana da biraz göstersen."


*****

Güldüm istemsizce. Hem de uzun zamandır gülmediğim kadar içten bir gülüşle. Çünkü ben gülmeyi değil, ben Kepçük'le gülmeyi özlemiştim.


*****


Hep umutsuzca birilerini beklemişim ömrümde. Bazen gelecek olanı, bazen gelmeyecek olanı, bazen yara olanı, bazen ise yara saranı.


*****

"Yaralarım benim canımı yakmaz, Pamuk,"
"Ama senin yaran... Benim canımı paramparça eder."





Yeni yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^


Buralarda da varım^^








25 Eylül 2023 Pazartesi

Çiçekler ve Yasemin//Sümeyye Demirkan Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Saat 22:30 ve ben yorum yazmaya başladım(01:27, daha yeni bu bitti) o kadar çok yazacak yorumum var ki inşallah bu akşam şöyle bir kaç yorumu yazmış olurum, son hazırlıkları da yapsam güzel olur ama bakacağız artık. :D
Kitap ilk çıktığında çok merak ettim, hatta hemen sepete ekleyip indirimli bulduğum an aldım. Biraz sıkıntılı oldu ama bir şekilde elime ulaştı.
Hemen okumak istemedim, yaza sakladım. Aldım elime, nasıl hevesliyim okumak için, içim kıpır kıpır ve beklentim everest dağından resmen ama büyük hayal kırıklığı oldu ve aşırı üzüldüm. Böyle beklemiyordum. Son yüz sayfayı atlayarak okuduğum doğrudur.



Yasemin Duman, ninesi ve hayatına renk veren dostlarıyla birlikte Muğla’nın küçük bir kasabasında yaşamaktadır. Yasemin’in bu tatlı dünyasına bir gün başka bir şehirden, gizemli ve en az onun kadar kendi iç dünyasında yaşamaktan keyif alan bir genç girer. Hiç ummadığı bir anda Yasemin’in hayatına dâhil olan bu genç, günden güne onun kalbine doğru bir yolculuğa çıkar.
Adımlar atılır, mesafeler çoğalır ama izler baki kalır.
“En güzel çiçek sensin,” dedi gözlerime, yüreğime dokunuyormuş hissiyle bakarken. “Yasemin… Çiçeklerin en güzeli.”
O çizdiğim resimdi ve kendini gözlerindeki sevgiyle boyadı.


Yasemin ninesiyle sessiz, sakin bir kasabada yaşamaktadır. Bahçesinden ve hayvanlarından aldığı ürünleri pazarda satan Yasemin bir anda tezgahına çarpan arkadaş grubu yüzünden ürünlerinden olunca çok kızar ama aralarındaki biri yardım edince olaylar başlar. Zamanla o arkadaşı, yani Melih'i sürekli görünce farklı biri olduğunu anlar ve ondan etkilenmeye başlar.
Yasemin karakterini sevdim, bahçesiyle ilgilenmesi, ailesine olan sevgisi çok güzeldi.
Aşk konusunda da çok iyiydi ama, aması var işte. :/


Melih arkadaşlarıyla kafasını dağıtmak için gittiği kasabada Yasemin'i görünce ilk görüşte aşık olur. Ondan sonra sürekli onunla karşılaşmak için pazara giden Melih sonunda bir şekilde Yasemin ile arkadaş olmayı başarır ve birbirlerini tanıdıkça aşk başlar.
Melih karakteri iyiydi, o da Yasemin gibi güzel sevdi.
Yaşadığı sıkıntılar üzücüydü, gerçi son kısımları atladığım için detayları bilmiyorum. Sadece aile olarak zor zamanlar geçirdiğini okudum.


Şimdiiiii gelelim asıl mevzuya. Ben okumaya başladığım zaman biraz daha böyle köy, kasaba, mahalle aşkı bekledim ama tanışmaları, buluşmaları ve birbirlerine aşık olmaları bir garipti. Tamam yavaş yavaş olacak bazı şeyler ama burada adlandırmadığım bir şey vardı. Ben daha çok böyle değişik, nefretten doğan bir aşk bekledim ama bir anda hooop bir şeyler hissediyoruz modu güzel değildi. Yani hemen aşık olmaları, olayların hızlı gelişmesini sevmedim.
Nasıl desem bilemiyorum, bu yüzden de o derinlemesine aşkı hissedemedim.
Kitap köy, kasaba değil de yabancı bir ülkenin kasabasında geçiyormuş gibi geldi. Melih Yasemin'in evine falan gidiyor, kalıyor. Nine bir şey demiyor. Gerçeklik yoktu ne yalan ki yazarı tanıyoruz, biliyoruz neden böyle oldu?
Sonra kaç senedir gelip gidiyor, o sürede hiç karşılaşmamışlar ama ikinci günde Yasemin'in kaçan koyunları Melih'lerin evine gidiyor, aşırı saçmaydı buralar. Yeni gelselerdi tamam ama kaç yazdır kalıyorlarmış hiç mi rastlamadılar? Neden böyle oldu bu kitap. :D


Daha ne yazsam bilemiyorum, işte böyle kalıyorum sevemediğim, yükselemediğim kitaplarda. 
Son yüz sayfayı atlayarak okurken üzüldüm açıkçası, yani bu kadar istekli başladığım kitabın böyle hayal kırıklığı olması cidden üzdü. Kitaptan çok beni nasıl üzdüğünü bahsediyorum ama ne yapayım.
Melih'in bir anda ortadan kaybolması, çiftimizin aralarından aşkın bir garip olması ne bileyim aklıma gelenler bunlar. Resmen kafamdan resetlemişim kitabı, neden sevmediğimden bile bahsedemiyorum. :D
Güllük, gülüstanlık kitabın içine bir de dramı eklemeleri kalp kırıcıydı. Yani neden yani, NEDEN?
Olmak zorunda değildi, böyle bir olay beklemiyordum. 



Ya işte kitabı çok beğenemedim, uzun zamandan sonra ilk defa bir kitaba üç puan vereceğim, buçuğu bile yok. :D Bilmiyorum çok mu beklentim yüksekti, ondan mı bu kadar sıkıntılı oldu ya da kafamda kurguladığım hikayenin olmaması mı üzdü beni bilmiyorum ama olmadı, olamadı.
Okumak isterseniz eğer yazar wattpad'de kitabı yayımlamış, oradan bakabilirsiniz.
Siz yine de bir şans verin, belki benden daha çok seversiniz. :)
Not: Yazarın kalemini gerçekten seviyorum, Mürekkebe Boyanan Sardunya serisi çok güzel, okumadığım son kitap kaldı. Yorumlarımı okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. O yüzden de beklentim yükselmiş olabilir. Diyorum ya kalemi güzel, kurgu olmamış.
Dipnot: Bu arada kitabı çok sevemedim ama bir sürü alıntı çıkmış yaa :D



Kitaba puanım 5/3^^




Alıntı^^

"Seni birkaç gündür göremeyince..."
"Dört gündür," dedi Melih. "Dört gündür ben de seni göremiyorum, Yasemin."


*****

"Sahte heaptan bakacağım herhalde. İyi bir Stalker asla kendi hesabını kullanmaz. Bunu bilmem gerekir ama senin kendi hesabın bile manav Hüseyin amca gibi. Nerede çiçek, böcek, koyun varsa doldurdun profiline..."


*****

"Bir deniz kenarı olur belki..." diye ekledim.
"Bir akşamüzeri olur ya da..."
"Biraz çilek olur, biraz kek..."
"Biraz rüzgar olur, biraz da sen..."


*****

"Peki, çok kız var mı?"
"Var."
"Güzeller mi?"
"Bilmiyorum."
"Nasıl bilmiyorsun?"
"İlgilenmiyorum, Yasemin," derken içimi sıcacık etti.
"Melih Şahiner'in güzellik anlayış Yasemin Duman'dan ibarettir."


*****

"Gidebilirsin, söz veriyorum, küsmem... Ama diyorum ya, en azından veda et."





Başka yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^





14 Nisan 2023 Cuma

Kitap Alışverişi #2 Manga ve Artemis Yayınları^^

Selamlar^^
Büyük felaketten önce alınan siparişleri anca şimdi yazabiliyorum, Instagram hesabımdan paylaşmıştım, hatta reels olarakta paylaştım ama buraya anca paylaşıyorum. Yılbaşından önce alınanları daha geçen gün paylaştıktan sonra bence bu yine de iyi. :D
İlk olarak Tam Adres sitesinde indirim vardı, İkiz alalım derken bir liste yaptık ve aldığımız kitaplar böyle oldu. Çok merak ettiğimiz, ilk defa gördüğümüz kitapları aldık, hatta ben aralarından bir kaç kitabı okudum bile.
Sonradan Amazon ve Hepsi Burada'dan yaptığımız manga alıverişi var, artık manga alacağım çünkü hem eğlenceli hem de diğer kitapların fiyatları uçtuğundan bunlar daha mantıklı. Siz seviyor musunuz manga, webtoon?
Bu arada Athica Yayınları artık webtoonları kitap olarak basıyor, Sekreter Kim'in Nesi Var? dizisinin webtoonunu bastılar, ilk cildi aldık bile. O da diğer alışveriş yazısında inşallah, merak edenleri instagram hesabıma beklerim^^



Hilary Duff'ı tanıyorsunuzdur, oyunculuk, şarkıcılık derken bir de yazar oldu kendisi. Devamı çıkmadı ya da var mı bilmiyorum ama şu anlık bu kitap bizde var ve umarım tek kitaptır, şu an araştırmaya üşendim. :D
İlk ben mi okurum, İkiz mi okur bilmiyorum ama konusu ilgi çekici^^



Historical değil ama tarihi bir kitap gibi, İkiz aldı konusunu bile bilmiyorum. Uygun olduğu için almış İkiz. Kapak çok güzel değil mi? Umarım içeriği de güzeldir^^



Austen Diyarı diye hem kitap hem de film var, işte o kitabın devamı ama bu sefer ki başka bir karakter. Devam kitabının olduğunu bilmiyordum, aldığımız zaman öğrendim. Bakalım bu da ilk kitap kadar güzel mi, birinci kitap ve film güzeldi. Kapakta çok güzelmiş bu arada^^
 


İkizin tercihi, historical bir roman ama okumadan bilemeyeceğiz, kapak çok güzel bu arada. İlk İkiz okusun beğenirse ben de okurum inşallah^^



Bu kitap çok tatlı, hem ciltli hem aşk hikayesi hem de iki taraflı anlatıyor kitap. Bir kapağı açınca kadın karakter anlatıyor, diğer kapağı açtığınızda erkek karakter anlatıyor.
Merak ediyorum, inşallah merak ettiğimiz kadar güzeldir. :)



İlk defa İkiz kendi isteğiyle bir Türk yazardan kitap aldı, okuyanlar beğenmiş ama bakalım nasıl. Yine ilk İkize okutacağım, severse devamını alırız, ben de okurum o zaman^^



Alışverişkolik serisinin bilmem kaçıncı kitabı, indirimli görünce hemen ekledim, diğer kitaplarını ekledim, kısa zamanda okuyayım da bunlara da sıra gelsin. :D
Cep boylar var, onları normal boyut yapsam ne güzel olur ama yaa :/



Ekin Atalar'ı yerli Sophie Kinsella diyorum, tabii Kinsella daha iyi ama yine de eğlenceli bu yazarda. Bunun ilk çıktığı zaman hatırlıyorum ama almak nedense kısmet olmadı, indirimli görünce ekledik listeye. :)
Geldiği gün kafamı dağıtsın diye okuduklarım arasında, cidden eğlenceliydi ve çok hızlı okundu^^ Sonu öyle bir bitti ki devamı olmalı dedim. :D
Yorumumu yayımladım, buradan okuyabilirsiniz^^



Devamındaki kitapları Amazon, HB'den aldık^^


Geçen sene fuarda görüp çok beğenmiştik ama almadık, sonra ben mangaları alınca İkizde bunu ekledi sepete, uyguna geldi. Normal fiyatı 100₺ gibi bir şey sanki, biz 76₺'ye almışız. Bence çok iyi fiyatı, başka yerlerde dediğim gibi 100'den fazla.
Kapak ve içindeki resimler çok güzel, inşallah içerikte güzel olur^^



Geldik mangalara^^
Bir kaçını Hepsi Burada'dan, bazısını Amazon'dan aldık^^


Bu manga tek kitap, yani öyle biliyorum. İkiz şu an okuyor, fiyatı diğerlerine göre pahalıydı ama şömizli geldi. Diğer Horimiya serisi şömizli değil mesela, anlamdım ki yayınevinden yayınevine değişiyor. Gerekli Şeyler şömizli basıyor ama pahalı mesela. Şu an bir seriyi daha tamamlıyorum mangada, onlarda şömizli ve pahalı. :D Bakalım sipariş verdiklerim nasıl gelecek^^


Bundan sonrası Horimiya serisi, şu anlık yedi kitap çıktı hepsi elimde, bakalım devamı ne zaman gelecek^^
İlk iki cildi okudum, çok tatlılar. İlk aldığımda tereddüt ettim ama yok baya eğlenceli^^
Burada yorum yapmak istiyorum ama eğer uğraşmak istemezsem yapmamda. :D
Yorum gelirse burayı güncellerim inşallah^^






İlk dördü Amazon'dan aldık^^
Hızlı ve hasarsız geldi^^





Son üç mangayıda Hepsi Burada'dan aldık, onlarda hasarsız geldi ama Amazon kadar hızlı değillerdi ne yazı ki. Zaten yedinci manganın satıcısı farklıydı çok daha geç geldi, hatta ben unutmuştum öyle geldi. :D
Genel olarak memnun kaldık, zaten çok büyük hasarlı gelmeyince geri göndermiyorum. :/




Kısacası aldığımız kitaplar böyle, başka kitap alışverişlerinden görüşmek dileğiyle^^
İnşallah fiyatlar azda olsa düşer. :'(
Daha güzelleri sizin olsun, sevgiyle kalın^^



Buralarda da varım^^





27 Mart 2023 Pazartesi

Mürekkebe Boyanan Sardunya//Sümeyye Demirkan Kitap Yorumu^^

 Herkese Merhaba^^
Bir sürü yazı birikti ama çok şükür yorumları hazır, sadece son düzenlemeleri yapıp yayımlanması kaldı. İnşallah en kısa zamanda onları da yayımlarım, unutmadan yorumları yazayım da gerisi gelir. :D
Yazarın ve serinin okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabın yorumuna buradan bakabilirsiniz.
Eğer ilk kitabı okumadıysanız devam etmemenizi öneririm, ilk kitaptan spoiler yiyebilirsiniz. ;)
Birinci kitapta Mislina'nın Akif Selim'e olan aşkını, hayatına girişini, ufak ufak tanışmalarını okuduk. Burada ise o tanışmalardan sonra daha çok şey oluyor bu kitapta.



Aşk bazen bir kitabın cümlesinde, bir çiçeğin yaprağında, bir damla gözyaşında ya da ilk bakışta gizlidir.
Mislina için de öyleydi.  Akif Selim’in mürekkep mavisi gözlerine bir kez bakınca kendi kalbiyle  tanıştı
ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. 
Mislina Farah’ın aşkı o kitabın cümlesi, o çiçeğin yaprağı,  saf bir gözyaşı ve ilk bakışın sonuncusuna
uzandığı bir kalp atışıydı. Penceresinin önündeki sardunyalar arkadaşı, Çakır yoldaşı,  Kumru ise sırdaşı oldu. Tüm bu güzel şeyler Akif Selim’in kalbine giden
zarif ve tehlikesiz bir yoldu. 
Sevginin en masum, en derin, en saf haliydi onların hikâyesi. Kırılan kalpler bile var oldukları bedenleri sevdiler çünkü gün sonunda iyileşeceklerini bildiler. Sevgi bazen acıtsa da ince ruhlar acıttıkları yerleri öper, iyi ederdi. Tıpkı bu iki ruhun sahibi gibi.


Mislina Akif Selim'le daha çok vakit geçirir ve yaşadıkları hayalden de ötedir. Okulda, dışarda, eve gelirken beraber zaman geçiren Mislina'nın hayatında da değişen şeyler olacaktır.
Mislina'nın hayallerinin gerçek olmasına bayıldım, bayıldımmm
Yine çok fazla içsel düşünceleri vardı kendisinin, tabii bu sıkıcı değil, zaten yazarın kalemini bu yüzden seviyorum, kalın ve küçük puntolu olmasına rağmen kitabı akıyor gidiyor.
Mislina'nın bazı yerlerde düşünmeden davranmasına acemice bulsamda o da kitabın gidişatı deyip okumaya devam ettim.

Akif Selim, o kadar narin, kalbi temiz ve koca yürekli bir karakterdi ki çok sevdim. İlk kitapta çok Mislina kadar tanıyorduk, burada aynı onun gibi yavaş yavaş tanıdık. Aynı Mislina gibi, ağzı var dili yok. Tam bir iyilik abidesi ama böyle sessizlerinden.
Şu an ne yazsam olmuyor, bence okuyup öğrenin derim.
Ama cidden böylesi gerçekte var mıdır ya, olsa ne güzel olur. Gerçi bizi bulur mu ki? :D Bütün şanslar Mislina'yı bulmuş. :P :'(


Karakterler hakkında öyle uzun uzun yazmadım, dediğim gibi okuyunca tanımanızı öneririm. Kitapta geçen bir kaç olaya değinmek istiyorum.
İlk olarak şu Mislina'nın isteme mevzusu var, ilk kitabı okuyanlar bilir. O mevzunun uzaması saçmaydı cidden, en son olanlardan sonra okurken çıldırdım resmen. Bir de böylelerinin gerçekte olması beni daha da sinirlendiriyor. 
Sonrasında barışma ve bazı sıkıntıların olması bana garip geldi, yani zaten yeterince kitap uzun, bir bölüm onu yayarak anlatılsaydı daha güzel olurdu.

Kitabı okuduğum sırada büyük felaket oldu, ben de ağır ilerlediği için bırakıp başka kitaplar okudum, sonra biraz kendime gelince buna başladım ve bitirdim.
Bazı şeylerin uzatılması çok saçmaydı, bunu spoiler olarak yazacağım içimde tutamam ama yok yani neden o kadar uzatıldı anlamadım gitti.
Kitap wattpad kitabı olunca işte böyle upuzun oluyor.
Bunları yazdıktan sonra sevmedin mi diyeceksiniz ama yok sevdim ama ilk kitap bir tık daha mı iyiydi ne.
Yorum yazarken neden bu kadar zorlandım anlamıyorum şu an, kafam bomboş, acaba arayı açtım ondan mı, ya da yazacaklarım spoiler olur diye mi bu kadar kısacık yazıyorum anlamadım.
Bir de kitabı okumaya başladığımda çok heyecanlıydım, beklentim çok yüksekti ama istediğimi pek alamadım. İnşallah son kitap bu kitaptan daha güzeldir.


-Spoiler Başlangıcı-

Kitabın yarısına kadar sevgili değillerdi ama sevgili gibi davranıyorlardı, mesela o tren mevzusu, arkadaşı Ezgi'nin yüzünden ders çalıştıkları gece Akif Selim'de kalması, yağmur mevzusu sonrasında birden bire ayrılmaları çok saçmaydı. Yani sürekli şuna bir ad koyun dedim durdum, tamam sürekli okulda, dışarda gezebilirsiniz ama trendi, gece kalması falan bunlar için adı konmuş bir şey şarttı bence.
Yani o ayrılığı biraz daha geç yazabilirdi yazar, pat diye Akif Selim değişti, sonra hop ayrılık dendi ve olaylar bambaşka bir hal aldı.
Tabii sonradan barışmaları çooook güzeldi, Mislina cesaret etmeseydi olaylar bambaşka olurdu ama kitap bu arkadaşlar illa ki barışacaklardı.
Son kısımda Akif Selim'e olanlara üzüldüm, bundan sonra ki kitapta da bunları mı okuyacağız yaa. :'(
Ama o son kısımdaki sahne off yani offf <3
Yazar nasıl bitireceğini iyi biliyor beee <3
Yukarıda diğer karakterlerden bahsetmedim yine spoiler olur diye. Kadir'e hep beraber üzüldük, Ezgi'nin yaşadıkları... O kadar üzücü ki, neyse ki iki türlü de düzeldi. Akif Selim'in abisiyle shipliyorum, hadi bakalım.
Bir de o var, başta kötü gibi olacak derken sonradan minnoş bir abi oldu çıktı. :)

-Spoiler Sonu-


Genel yorumum böyle, spoilerda içimi baya döktüm, nahif, içe dokunan, çok güzel seven karakterlerin olduğu bir seri. Bu tarz seviyorsanız bence çok seversiniz, ben seviyorum mesela ama mantık hataları beni yoruyor, kitaba olan hevesim bitiyor ne yazık ki.
O yüzden bu kitapta beklemediğimi bulamadım, son bölümlerde olanlardan sonra son kitabı bundan daha çok seveceğimi düşünüyorum inşallah, çünkü olaylar daha farklı olacak gibi.
Bir de yazarın çıkan yeni bir kitabı var, onu araya almak istiyorum, sonra son kitabı okur seriyi bitiririz inşallah^^




Kitaba Puanım 5/3,5^^




Alıntılar^^

Utangaçtı, merhametliydi, sakindi ve her şeyden evveli eşsiz bir ruhun sahibiydi.


*****

Akif Selim: Öylece gidip-gelmek... Birkaç kitap, biraz sıcak çikolata, battaniye, biraz müzik ve biraz da sen... Çok güzel olur Mislina.


*****

Yüzündeki o nahif tebessüm bana tüm sabahlarımı vermişti. Tüm sabahlarını hediye etmişti.


*****

"Uzun zamandır seni kulaklıkla müzik dinlerken görmüyorum."
"Çünkü artık dinlemem gereken başka biri var."


*****

Sen, okuduğum kitapta altını çizdiğim o cümlesin.


*****

"Ellerim," dedi...
"Ellerini beklemiş bunca zamandır tutmak için. Çiçeklerin açması için baharı beklediği gibi."






Bir yorumda böylece biter, başka yorumlarımda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^


Buralarda da varım^^




4 Mart 2023 Cumartesi

Operatöre Bağlanıyorsunuz 2//K. Kübra Berk Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
(Deprem öncesi yazılmıştır!)
Bu aralar blogta sık sık yorum girmeye çalışıyorum, hem yorumlarım bitsin istiyorum hem de kaldı mı cidden kalıyor. O yüzden geçen seneye göre daha fazla vakit ayırmayı düşünüyorum. Mesela kitap yorumlarını yazıyorum ama hala dizi yorumları bekliyor, onlara bir akşamımı vermem şart. :/
Şimdi ki kitabımda geçen senelerde birinci kitabını okuduğum Operatöre Bağlanıyorsunuz'un ikinci kitabı.
Seri zaten iki kitaptan oluşuyor, çok şükür. Çünkü şu zamanda bir seri iki kitaptan oluşsun lütfen. Almak zorlaştı çünkü, bir de upuzun serileri çekemiyorum artık. :/
Bu kitabımız ise iki kitapla tadı damağımızda ve yerinde biterek bizlere veda etti. Aşırı göz devirmeli bir kitap ama çok eğlendiğimi söyleyebilirim. ;)
Birinci kitabın yorumunu okumak için Burayı tıklayın!
Not: Eğer birinci kitabı okumadıysanız bundan sonra ki yorumu okumanızı tavsiye etmem. ;)



Basit bir telefon şakasının hayatınızı değiştirebileceğini öğrendiğiniz yetmezmiş gibi hayatınızın aşkını da size getireceğini söyleseler, ne yapardınız?
Serce Sevinç “bir uçan tekme” olarak tanımladığı aşkın, suratının tam ortasına patlamasıyla adeta şoka uğramıştır. Çünkü Ceyhun Çapkın çapkınlık sanatını konuşturmuş ve onu usta bir avcı gibi gafil avlamıştır. Zavallı Serce kendini bir anda ilk buluşma randevusunda bulduğunda olayları ancak idrak edebilmiştir:
Evet, telefondan kendisine eşek şakası yapıp işinden kovulmasına sebep olan bu adama sırılsıklam âşıktır!
Bundan sonrası ise freni patlamış bir kamyon misali yokuş aşağı uçmaktır...
Hayatları bambaşka yollardan geçmesine rağmen, acaba buiki genç aynı durakta buluşup birbirlerinin ellerini tutabilecekler midir? Ne Serce Sevinç ne Ceyhun Çapkın bu soruya net bir cevap verebilse de ikisinin de emin olduğu tek bir şey vardır:
Bu çılgın aşk insana roman yazdırırdı!


Serce yine bildiğiniz gibi, ilk kitabın sonunda sesine aşık olduğu Ceyhun'la sonunda buluşur ama ne halde. O dakikadan sonra bir kafede oturduktan sonra tekrardan curcuna başlıyor.
Heyecandan eli ayağı birbirine giren Serce bir anda kendini Ceyhun'un kollarında hastaneye götürürken bulur. Onları geçtim eve gittiklerinde eski sevgili mi dersiniz, her şeye lafı olan yaşlı komşuların eve baskına gelmesi mi dersiniz varda var ve işin sonunda evden atılması bütün işlerin ortasına mum dikince ne yapacağını şaşırır.
Bu sırada devreye Ceyhun girer ve daha yüz yüze gördüğü adamın evine kalmaya gider. Tabii gittiğinde sürprizler hiç bitmez ama Serce'ye mi yoksa Serce'nin gazabına nail olacak Ufuk ve Avni'ye mi?
Buradan sonra konuda da dediği gibi freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor.
Serce kitap boyunca resmen yargı dağıttı, tabii saçmaladığı, neden böyle diyorsun dediğim zamanlar oldu. Aşırı fevri bir karakter ama biz zaten ona böyle alışmadık mı? Serce'de mantık aramak mı? Samanlıkta iğne bulmak daha kolay. :D
Ceyhun ile arasındaki ilişki çok güzeldi, böyle canımlı, cicimli aşk beklemeyin bunlar bam bam bam :D
Sonunda bazı şeylerde değişiyor tabii, onun kadar sevindik mesela. :D
Serce'yi severim ama cidden bazı yerlerde o kadar göz devirdim ki yani yuh be kızım dedim ama bunlara rağmen yine de çok eğlenerek okudum inanın. :D Atlamak istediğim sahneler bile olmadı, Avni ve Ufuk'a yaptıkları on numara hareketti ama sonradan asdfghjk
Neyse buraları siz okuyun ;)


Ceyhun'u zaten az çok tanıdık, ilk kitapta vücut bulmuş halini okumak sonda kısmet oldu ama burada Serce'nin gözünden okumak çok daha iyiydi. Resmen Serce Ceyhun'u anlatırken dondurma gibi eriyordu. :D Kaç para ulan bu Ceyhun'lar asdfghjkl
Bir de Serce'ye o kadar yardım ediyor ki yani dört ayak üstüne düştün be Serce. Yani daha kem küm etmesen iyi olur. :D
Ceyhun'u ilk kitapta görmesekte bayılmıştım, burada xxl bayıldım ama tam soyisimini yaşatan bir karakterdi. Çapkın soyismi ve resmen çapkınlıkta sınır tanımıyor. :D

Diğer karakterlerimiz Avni ve Ufuk. Yani öyle kafadan çatlak karakterlerdi ki diyorum ya bu kitapta mantık aramayın, hepsi kafadan gidik. :D
İlk kitapta Serce'ye az yapmadılar ama bu kitapta da Serce onlara az yapmadı. :D
İki arkadaş arasındaki diyaloglar, ani çıkışlar, yeri geldi mi mantıklı konuşmaları çok komikti. Yani film izliyorum gibi onları aralarında ki saçma diyalogları okuduk. Filmi olsa cidden daha çok eğlenirdik. :D

Ve kitabın yıldızları Haseki ve Haydut <3
 Yaa yok böyle kediler yaaa ama her okuduğumda bayıldımmm
Kedilere aşığım, bir de bu tarz kitapta okumak çok güzeldi. Bu kediler aşırı aşırı değişik olsalar da okumaya değerdi. :D Ve o sonda, ne güldüm yaa :D


Genel olarak cidden bayıldım kitaba, her yorumda yazdığım gibi bazı kısımlarda çok göz devirdim ama her bölümde de aşırı eğlendim. Tabii belli kısımlar gereksiz uzatılmış, illa bazı şeyler gem vurulmuş falan. Yani anlıyoruz ve yaşıyoruz zaten o olayları, sürekli neden önümüze gelir ki?
Tam eğleniyoruz, gerçek hayattan azıcıkta olsa uzaklaşıyoruz hooop yine geliyor gözümüzün önüne. :P Yani oraları okurken saçma kısımlardan daha çok göz devirdim desem yeridir.
Neyse buraları sevmemiş olsam da dediğim gibi kitabı genel olarak sevdim. 5'te 5'lik bir kitap değildi ama 3'lük bir kitapta değildi.
Son kısımlarda olanları ağzım açık okudum desem yeridir, bunu bekliyor muydum hayııııır!
Resmen yazar ters köşe yaptı ve cidden ter köşe de olduk. :P
Vicdansız yazar bu yapılır mı hem bize hem karakterlere -_-

Yazarın kalemini de ayrıca sevdim, akıcı ve esprili dilini okumak güzeldi. Başka kitaplarını okur muyum bilmiyorum ama eğer yine bu tarz yazarsa okumak isterim.
İlk defa bu kitapla tanıştım kendisiyle, şu an anladığım kadarıyla fantastik bir kitap çıkarmış. Eğer denk gelirsem karıştırırım, onda da çok iyidir ama bu kitapları geçer mi bilemem. :D

Çok sıradışı, okurken ciddi anlamda beyin yakan ve göz deviren serilerden biri ama bunların dışında gerçekten eğlenmek istediğiniz bir kitap arıyorsanız doğru adrestesiniz. ;)
Yorumumda dediğim gibi çok eğlendiğim bir seri oldu, öyle ayıla bayıla övemem ama eğlenmek için öneririm. Sonra okuyunca Esra bize ne okuttun demeyin, dediğim gibi mantık yok bu kitapta. :D




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^

Ceyhun ytatlı tatlı mırıldandı: "Ve her şeye tepki diye dünyaya gelmişsin..."
Ah, şarkının bu kısmı kesinlikle bana ithaf edilmişti.


*****


"Hey," dedim kaşlarımı çatarken. "Bir şey mi oldu?"
Ufuk sıkıntılı bir nefes verdi. "Şünu görmüyor musun?"
O an masaya servis edilen diğer şeyleri fark ettim.
"Yan masadan Avni'ye alevli meyve tabağıyla birlikte ayakkabı gönderdiler."
"Aaa!" dedim şaşkınca. Kutuya doğru eğildim, sahiden ayakkabı kutusuydu.
Zavallı Avni, her an kusacak gibiydi.

Alıtıya not: Bu olaya çok gülmüştüm, önceden olanlardan sonra daha komik oluyor. :D


*****


"Çok güzelsin çünkü. Canımı sıkıyor..." diye tatlı tatlı iç çekti Ceyhun.
"Teşekkür ederim, Ceyhun. O senin güzel bakan gözlerinin muhteşem rengine ait muazzamlık."
"Ne?"


*****


Ceyhun aynı keyifsiz homurtuyla. "Serce, böyle şeyler bana çok ters. Çok ciddiyim, ağabeyinle birbirimize gireriz. Sana asal dokunmayacak."
"Bunu kabul etmez ki," diye mırıldandım.
Ceyhun masumca sordu: "Ne yapacak?"
"İkimizi birlikte döver."

asdfghjklşi




Başka yorumlarımda görüşmek dileğiyle, sevgiyle, sağlıcakla kalın^^


Buralarda da varım^^